| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Adem07

Yazılar arşiv 11.2008 Other entries in 2008-11 resimler , videolar
 

Tual - Canımın Ta İçisin Sen (Adem07)

Slaytı bilgisayarınıza indirmek için aşağıdaki linki tıklayınız.
Sevgi ve saygılar.

Image Hosted by ImageShack.usImage Hosted by ImageShack.usImage Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.us

Not: Bazı Slâytlar çalınmalara karşı şifrelendirilmiştir.
Bu şifrelendirmelerde bilgisayarlarınızda kurulu ofis programın 2000 ve altı sürüm olması nedeni ile pps'ler izlenememektedir. Aşağıda sunduğum Power Point programını indirip Bilgisayarınıza kurarsanız bu sorununuz ortadan kalkacak tüm Slâytları izleme imkânınız olacaktır.

Sevgiler, Saygılar...

Image Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.us

**************************************************************

Divshare' dan dosya indirmekte problem yaşayanlar aşağıdaki linki tıklayabilirler.

Image Hosted by ImageShack.us
Etiket :pps
Adem07
30 Kasım 2008
21:14
Yorumlar :0
0 fav
 
 
 
 

Tual - Kasım (Adem07)

Slaytı bilgisayarınıza indirmek için aşağıdaki linki tıklayınız.
Sevgi ve saygılar.

Image Hosted by ImageShack.usImage Hosted by ImageShack.usImage Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.us

Not: Bazı Slâytlar çalınmalara karşı şifrelendirilmiştir.
Bu şifrelendirmelerde bilgisayarlarınızda kurulu ofis programın 2000 ve altı sürüm olması nedeni ile pps'ler izlenememektedir. Aşağıda sunduğum Power Point programını indirip Bilgisayarınıza kurarsanız bu sorununuz ortadan kalkacak tüm Slâytları izleme imkânınız olacaktır.

Sevgiler, Saygılar...

Image Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.us

**************************************************************

Divshare' dan dosya indirmekte problem yaşayanlar aşağıdaki linki tıklayabilirler.

Image Hosted by ImageShack.us
Etiket :pps
Adem07
30 Kasım 2008
21:10
Yorumlar :0
0 fav
 
 
 
 

Divshare Dosya İndirme (Resimli Anlatım)

Paylaşımlarda kullandığım Divshare sitesinde dosya indirmekte problem yaşadığını söyleyen ve bu siteden ilk defa dosya indirecek olan arkadaşlara yardımcı olmak için resimli bir anlatım hazırladım, umarım yardımcı olabilmişimdir.
Download linkini tıkladıktan sonra karşımıza aşağıdaki sayfa çıkıyor, açılan sayfada işaretlediğim yeri tıklıyoruz.
*****************************************************************
*****************************************************************
*****************************************************************
*****************************************************************
Burayı tıkladıktan sonra aşağıdaki sayfa açılacak
*****************************************************************
*****************************************************************
*****************************************************************
*****************************************************************
Burada 15 saniye bekledikten sonra yeni bir sayfaya yönleneceksiniz. Yeni açılan sayfada adres çubuğunun altında açılan bir bilgilendirme çubuğu çıkacak
*****************************************************************
*****************************************************************
*****************************************************************
*****************************************************************
Bu çubuğun üzerine tıkladığımızda aşağıdaki seçenekler çıkacak. Bu seçeneklerden "Dosyayı karşıdan yükle" yazanı tıklıyoruz
*****************************************************************
*****************************************************************
*****************************************************************
*****************************************************************
Daha sonrada çıkan seçeneklerden kaydeti tıklayıp dosyayı kaydedeceğimiz yeri seçiyoruz.
*****************************************************************
*****************************************************************
*****************************************************************
*****************************************************************
Sevgi ve saygılar.
Etiket :bilgilendirme
Adem07
30 Kasım 2008
20:47
Yorumlar :0
0 fav
 
 
 
 

Çikolata Parası

  

Bülent, avucunu açmış kendisine doğru elini uzatan adama ters ters baktı. Elli yaşlarında gösteren adam, görmeye alıştığı hırpani kıyafetli dilencilere benzemiyordu. Üzerindeki giysiler eski fakat temizdi. Eli yüzü temiz ve sağlıklı görünüyordu. "Sapa sağlam adam gidip çalışacağına dileniyor, belki benden daha zengindir" diye düşündü. Zaten canı çok sıkkındı, bir de sinirlenmişti.

Alaycı bir ses tonuyla :
- Ekmek parası mı istiyorsun? Diye sordu.
— Hayır, çikolata parası lazım!

Bülent'in kızgınlığı şaşkınlığa döndü. Espri yeteneği olan dilencinin hali de başka oluyor diye düşündü.
— Niye siz ekmek bulamayınca çikolata mı yiyorsunuz?
— Hayır. Ekmek bulamadığımız günler genellikle bulgur pilavı yeriz, onu da bulamadıysak aç yatarız. Bülent adamın ciddi mi konuştuğunu yoksa dalga mı geçtiğini anlayamamıştı.

— Bu gün karnınız doydu üstüne tatlı mı istedi canınız?
— Fakirin canı mı olur ki, tatlı istesin beyim.
— Bu bir kamera şakası mı yoksa sen iş bulamamış stendapçı mısın?
— Hiçbiri değil. Sadece fakirim. Bugün karımın doğum günü, ona çikolata götürmek istiyorum.
— Doğum gününde yaş pasta alınır bildiğim kadarıyla.
— O bizim için değil zenginler için. Otuz yıllık evliliğimiz boyunca ona bir kez bile yaş pasta alamadım. Ama her doğum gününde mutlaka çikolata götürdüm. Çikolatayı çok sever.
Adamın söyledikleri Bülent'in dikkatini çekmişti. O akşam karısıyla kavga etmiş, kapıyı çarpıp kendini sokağa atmıştı. Arabasına da binmemiş sahile kadar yürümüştü. Denizi seyretmek de onu rahatlatmamıştı. Oysa eskiden denizi seyrederken çok rahatlardı. Dalgalar sıkıntısını alıp götürürdü. Fakat karısının evde ağlıyor olduğunu bildiği için olsa gerek, hiçbir şey onu rahatlatmıyordu.

Dilenciyle konuşurken biraz kafası dağılmıştı. "Acaba söyledikleri gerçek mi, yoksa uyduruyor mu" diye düşündü.

— Cebinde bir çikolata alacak para yok mu şimdi?

Bülent'in sorusu üzerine adam ceplerini boşalttı, bir nüfus cüzdanından başka bir şey çıkmadı.
— Ben dilenci değilim. İşim yok. Günlük çalışırım, ne iş bulursam yaparım. Fakat bu gün bütün gün iş aradım, aksilik bu ya, hiçbir iş bulamadım.

Bülent oturduğu bankı işaret ederek yer gösterdi.
— Oturun biraz dertleşelim bari dedi.
Adam çekingen çekingen oturdu yanına.
— Yok mu eşin dostun, borç alacak akraban?
— Fakirin akrabaları da fakir olur beyim. Bulurlarsa kendi karınlarını doyururlar.
— Dilenecek kadar çok mu seviyorsun karını?
— Hem de çok seviyorum. Otuz yılımı aydınlattı o benim.
- Hımmmm. Aşk hem de otuz yıl süren aşk. Hayret doğrusu! Aşkın ömrü en fazla üç yıl diyorlar oysa. Sen otuz yıldan bahsediyorsun.
— Evet. Geçen yıllar sevgimi azaltmadığı gibi artırdı.
— Söyle o zaman nedir evlilikte mutluluğun sırrı? Söylediklerine bakılırsa sen mutluluğun formülünü bulmuş gibisin.
— Ben ilkokulu bile bitirmedim. Öyle formül falan bilmem.
— Formül dediysem kimya formülü sormuyorum canım. Ben de altı yıllık evliyim. Sevdiğim kadınla evlendim, fakat mutlu değilim. Sürekli kavga ediyoruz. Daha iki saat önce kapıyı çarptım çıktım. Evimiz, arabamız, işimiz, gücümüz, her şeyimiz var, ama mutlu değiliz. Senin hiçbir şeyin yok, ama mutlusun. Para mı acaba bizi mutsuz eden?
— Hiçbir şeyim yok mu? Hayır, benim her şeyim var. Benim karım her şeyim. Sevgilim, eşim, arkadaşım, hayat yoldaşım. Hayatımı paylaştığım insandan daha değerli ve daha önemli ne olabilir ki dünyada? Sizin ev, araba, iş diye her şey dediğiniz şeylerdir aslında hiçbir şey olan.
— Öyle deme, şu kadar varlığın içinde bile karım her şeyden şikâyet ediyor. Bir de fakir olsam kim bilir ne olur?
— Altın tasın, kan kusana faydası yoktur beyim. Sen kadın ruhunu hiç anlamamışsın. Hiçbir kadın iyi bir evde oturduğu, her gün çeşit çeşit yiyecekler yediği için mutlu olmaz. Bir kadın, kocasının her şeyi olduğunu bildiğinde ancak mutlu olur.
— Sizin mutluluğunuzun sırrı bu mu?
— Olabilir. Ben karıma değerli şeyler alamıyorum ama ona benim için ne kadar değerli olduğunu hissettiriyorum. O da çok mutlu oluyor.
— Bir kadına değerli olduğunu nasıl hissettirilir?
— Küçük kızı severek.
— Küçük kız mı? Hangi küçük kız?
— Yaşı kaç olursa olsun her kadının içinde hiç büyümeyen bir küçük kız vardır. O kızı ne kadar çok sever, ne kadar çok mutu edersen, o kadını da o kadar mutlu edersin.
— Nasıl yani?
— Küçük kız neleri sever, nelerden hoşlanır bir düşünün. Küçük kızlar hep beğenilmek, ilgi görmek isterler. Güzel olduklarını duymaya bayılırlar. Kendilerine prensesmiş gibi davranılmasını beklerler. Küçük kızlar hep prenses olmayı hayal ederler. Sürprizlerden hoşlanırlar. Biraz şımartılmak isterler. Sevilmek ve sevildiklerini hep duymak isterler. İltifata doymaz küçük kızlar. Öyle değil mi?
- Haklısın. Benim dört yaşımda bir kızım var. Adı Aylin. Her akşam boynuma sarılır "babacığım beni ne kadar seviyorsun?" diye sorar. Giysisini değiştirdiği zaman etrafımda "Baba güzel olmuş muyum?" diye sorar durur. Güzelsin demem de yetmez ona. " Harikasın prenses gibi olmuşsun" demeliyim. Dünyanın en güzel kızı demeliyim.
— İşte kadınlar bir ömür boyu bunu duymak isterler. Ben elli yaşındaki karıma böyle davranıyorum. Ömrümüz olur da doksan yıl daha yaşarsak ben ona böyle davranmaya devam edeceğim. Ona "bebeğim" diye hitap ediyorum çok hoşuna gidiyor. "Bebeğim bana bir çay yapar mısın?" dediğimde çay yapmak için nasıl koşturduğunu görmelisiniz.
— Hiç kavga etmez misiniz siz?
— Kavga evliliğin tadı tuzu. Arada biz de tartışırız. Küsüp barışmanın tadı ayrıdır. Benim karım bir keçi kadar inatçıdır. Onunla barışmak için uğraşmak ayrı bir keyif verir bana.
— Benim eşim çok ciddi kadındır. Hiç küçük kız havası yok onda.
— Küçük kızlar büyüdükleri zaman artık sevgi, ilgi istemeye utanırlar. En ciddi ya da en yaşlı kadının bile o küçük kızı mutlaka vardır. Yeter ki sen o tatlı kızı sevindirmeyi, mutlu etmeyi bil. Ve o küçük kızı asla aldatma. Yoksa bir daha sana güvenmez ve ne yaparsan yap hep kuşkuyla bakar. Küçük kızlar hem çabuk mutlu olurlar hem de çabuk kırılırlar. Çok narindir onlar. Hoyrat elleri sevmezler. Yumuşak dokunuşları severler.
— Bu tavsiyeni deneyeceğim. Fakat her zaman yapabilir miyim bilmiyorum. Bazen işlerim çok yoğun oluyor o zaman eve çok yorgun gidiyorum.
— Bu sadece bir bahane. O küçük kızı mutlu etmek dünyanın en kolay işi. Çoğu zaman birkaç tatlı söz yeterli olur. Sen o küçük kızı mutlu ettiğinde karşılığını fazlasıyla alırsın. Artık o seni rahat ettirmek için elinden gelen gayreti gösterir. Karısı mutlu olmayan erkek mutlu olamaz. Mutlu olmak isteyen erkek önce hayat arkadaşını mutlu etmelidir. Düşünsene somurtkan, mutsuz, sürekli söylenen biriyle yolculuğa çıksan ne kadar mutlu olabilirsin.
— Haklısın da ben de bütün gün ailem için çalışıp yoruluyorum.
— Yine para, yine dış sebepler. Evet, para önemli ve gerekli ama kadınlar para için erkekleri sevmezler. Para geçici mutluluklar verir. Kadınlar hediye almayı severler. Paran varsa hediye al tabi. Ama hediyeyle mutlu olmasını bekleme. Hediyenin yanına sevgini katmazsan hediyenin bir anlamı yoktur. Benim hiçbir zaman çok param olmadı. Günlük kazandım günlük yedik. Bazen aç kaldığımız günler oldu. Hiçbir zaman karımın kulaklarına altın küpe takamadım ama her zaman aşk sözleri fısıldadım. Hiçbir zaman boynuna pırlanta gerdanlık alamadım ama hep öpücüklerle sevdim boynunu. Hiçbir zaman ona ipek elbiseler giydiremedim ama kendi bedenimle ipek elbise gibi yumuşacık sardım bedenini ve mutlu ettim onu.

Adam ayağa kalktı.
— Bana müsaade, artık gitmeliyim, karım merak eder. Sen de git evine küçük kızın gönlünü al, belki o küçük kız şimdi evde ağlayıp duruyordur.
Bülent de ayağa kalktı. Kuvvetlice elini sıktı.
— Sizi tanıdığıma çok memnun oldum.
Elini bıraktı koluna girdi. Yolun karşısındaki pastaneyi gösterdi.
— Hadi gel eşin için şuradan çikolatalı pasta alalım, dedi.
Pastayı aldılar. Adam hayatında ilk defa karısına yaş pasta götürmenin mutluluğuyla, bin bir teşekkür ederek evinin yolunu tuttu. Bülent de pastanenin yanındaki manavdan karısının en sevdiği meyvelerden aldı.

Evine geldiğinde karısı şişmiş gözlerle mutfak masasında oturmuş su içiyordu. Bülent hiç konuşmadan meyveleri büyükçe bir tabağa döküp yıkadı., sonra eşinin önüne koydu.
— Bunlar dünyanın en şanslı meyveleri, dedi.

İnci hiç konuşmadı.
— Sorsana "niye" diye.

İnci kızgın kızgın:
- Niye? Diye sordu.
— Çünkü dünyanın en güzel ve en tatlı kadının midesine gidecek, dedi gayet ciddi bir ses tonuyla. İnci şaşırmıştı. Bir anda yüzünün ifadesi yumuşamıştı.
— Bunlar senin sevdiğin meyveler, senin için aldım.
— Hayret bir şey! Her zaman kendi sevdiğin meyveleri alırdın. Benim hangi meyveleri sevdiğimi iyi hatırlamışsın. Aslında bu beklediğim istediğim bir şeydi. "bak senin sevdiğin meyveleri aldım" Ama şimdi kıymeti yok. Çünkü sana çok kırgınım, meyve alarak gönlümü alamazsın.
— Özür dilerim seni kırdığım için.
Sonra Bülent yere diz çöktü.
— Cezam neyse razıyım. Ama bir tek şey istiyorum senden. Seni delice seven bu adamı senden mahrum etme.
— Bülent yere çömelmiş, boynu bükük bir vaziyette çok komik görünüyordu.

İnci kıkır kıkır gülmeye başladı.
— Affetmek o kadar kolay değil. Bakalım hangi cezalara katlanabileceksin, dedi.
Bülent işte o zaman ona muzip muzip bakan eşinin içinde sakladığı küçük kızı gördü.
Bundan sonra her şey daha farklı olacak diye düşündü.
Etiket :kıssadan hisse
Adem07
30 Kasım 2008
19:13
Yorumlar :0
0 fav
 
 
 
 

Kılıbık mı? Kalbi Ilık mı?

İki arkadaş cami avlusunda oturmuş konuşuyorlardı. Arkadaşlardan birisi bu aksam arkadaşlarla maç izlemeye gideceğiz, sen de gelir misin diye sordu.
Soruyu soranın durumuna bakılırsa arkadaşının sevinç içerisinde evet diyerek onaylamasını bekliyordu. Ama beklenen olmadı.
Arkadaşının yüzüne ciddi bir yüz ifadesiyle bakan genç, Hayır maça gelemem. Biliyorsun ben evlendim, artik gözü yolda olan ve sürekli evde bekleyen bir esim var. Bundan böyle hayatıma daha dikkat etmeliyim dedi. Bu ifadeyi duyan arkadaşı önce hayretle baktı arkadaşının yüzüne, ardından alaylı bir tavırla; Vay, vay, vay kılıbık kardeşim, yüreği sevgi dolu pek muhterem ev erkeği, bakıyorum da ilk haftada boyunun ölçüsünü almışlar. Nedir bu evdekileri ihmal etmemeliyim, artik maça gelmeyeceğim lafları diyerek yeni evli genç arkadaşını ayıpladı.
Yeni evli genç tam ağzını açmış arkadaşına bir cevap verecekti ki yan taraflarında oturan nur yüzlü bir dedenin konuşmasıyla başını o tarafa çevirdi. O zamana kadar olanları göz ucuyla takip eden dede söze karıştı. Gençler kusura bakmayın az önce konuştuklarınıza kulak misafiri oldum. Ve bu misafirlik beni yıllar öncesine götürdü. Simdi müsaadenizle size o gün başımdan geçen ve bugün sizin sayenizde hatırladığım olayı anlatmak istiyorum. Diyerek başladı anlatmaya.
Yeni evlenmiştim, mahalleden çok sevdiğimiz arkadaşlar bir program yapmış, birlikte eğlenmek istemişlerdi. Tabii beni de çağırmışlardı. Durumu esime anlatarak gittim; ama aksam olmak üzereyken geri döneceğime dair söz verdim. Kalkmak üzere hareket edince durumu arkadaşlarıma izah etmeye çalıştım ama hepsi birden anlaşmışlar gibi az önce arkadaşının sana maça gelmiyorum dediğin için söylediği şeyleri söylediler. Kimisi kılıbık, kimisi korkak kimisi daha önce böyle değildin, evlendin böyle oldun tarzında şeyler söylediler. Anlayacağınız zor durumdaydım. Ya eve gidip akşamı esimle geçirmeyi tercih ederek korkak ve kılıbık olacak, ya da arkadaşlarımla kalarak onların baskısıyla güya kazak erkek olduğumu ispatlayacaktım. Her şeyi göze alarak oradan ayrılmaya karar verdim. Yolda gelirken evimize çok yakin olan caminin hocasıyla karsılaştım.
Durumu ona açmaya karar verdim. Söylediği Sen kılıbık değil, kalbi iliksin. İfadesi o kadar hoşuma gitti ki, o günden bugüne ismim hep kalbi ilik olarak kaldı. Bu yüzden ben bunca hayatim boyunca evde asıp kesen, sövüp döven, bağırıp çağıran, kırıp dökenlerle değil, kalbi ılıklarla oturup kalkarım. Öylelerinin aslında erkeklik dedikleri onları pohpohlayan nefislerinden başkası değil. Hz. Peygamber gerçek pehlivanı bize bakin nasıl anlatıyor: Gerçek pehlivan öfkelendiği zaman nefsine hâkim olabilen kimsedir. (Müslim, Birr, 106)
Sonra beni bir kenara çekerek konu ile ilgili Hz. Peygamberin söylediği birkaç hadisi de ekleyerek su kalbi ılığı evde bekleyen esinin yanına gönderdi.
Biz bazen yabancıya bir melek gibi davranır, yüzüne güleriz de eve geldiğimizde bizden sevgi bekleyen ev halkına karşı ifrit kesiliriz. Yabancı insan ne yapsın senin güzel ahlakini. Evet, elbette ki ona da güzel davranılmalı; ama güzel davranış, yani güzel ahlak ilk basta hayati birlikte yasadıklarımıza lazım değil mi?
Bir başka yerde de yine en hayırlıdan bahseden Allah (c.c.) Resulü usvetül hasene olarak kendisini de örnek göstererek bize olmamız gereken hali anlatıyor.
Hz. Aişe anlatıyor: Hz. Peygamber (s.a.s) buyurdular ki: Sizin en hayırlınız, ailesine karşı hayırlı olandır. Ben aileme karşı hepinizden daha hayırlıyım... O gün bana korkak diyen ve kılıbık olmakla eleştiren arkadaşlarımın birçoğu ya esinden ayrıldı ya da zehir zemberek bir aile hayatları oldu. Oysa Allah Resulünün sözlerini hayatıma düstur edindiğim için evim çoluk çocukların oynaştığı bir cennet kösesine döndü. Varsın bana korkak desinler. Ben Rabbimin ne dediğine kulak verir, her zaman kalbi ılıklardan olmayı tercih ederim. Hakkinizi helal edin.
Dedenin bu anlattıklarından sonra kendisini maça davet eden arkadaşının yüzüne anlamlı anlamlı bakan genç Sen istersen bana kılıbık demeye devam et. Ben maça gelmeyerek evde dört gözle beni bekleyen esimin yanına giderek Kalbi ılıklardan olmaya kararlıyım. Diyerek ayrıldı. Dede, gencin arkasından gülerek bakıyordu.

Etiket :kıssadan hisse
Adem07
30 Kasım 2008
19:09
Yorumlar :0
0 fav