Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)

Giriş Sayfası Yap

BLOĞUMA HOŞGELDİNİZ. UMARIM İYİ VAKİT GEÇİRİRSİNİZ. ADEM07

Sık Kullanılanlara Ekle

4 tane "kıssadan hisse" etiketli yazı bulundu "kıssadan hisse" tagli diger ogeler resimler , videolar
 

Ama dememek için

Geçen gün seni gördüm ve gülümsedim sana
Beni göreceğini sanmıştım,ama
görmedin

Sana ''Seni Seviyorum'' dedim ve senin de bir şeyler söylemeni bekledim,
Beni işiteceğini sanmıştım,ama
işitmedin

Dışarı çıkıp benimle top oynamanı istedim senden,
Peşimden geleceğini sanmıştım,ama
gelmedin...

Görmen için resim çizdim,
Saklayacağını sanmıştım ama
saklamadın

İkimiz için ormanda bir kale yaptım
Benimle kamp yapacağını sanmıştım ama
yapmadın

Balık tutalım diye solucan topladım
Balığa gelirsin sanmıştım ama
gelmedin

Seninle konuşup düşüncelerimi paylaşmak istedim
Senin de isteyeceğini sanmıştım ama
istemedin....

Sana gelirsin umuduyla oynayacağımız oyunu anlattım
Geleceğini sanmıştım ama
gelmedin.

Senden gençliğimi benimle paylaşmanı istedim
Sen de istersin sanmıştım,ama
istemedin...

Savaş çıktı askere çağrıldım.
Benim sağ dönmemi istedin benden..
.....Ama ben dönmedim......


(Stan Gebhart)
Sevgi öğretmeni Leo Buscaglia'dan
''Ölüm kolay değildir...Zaman yitirmemizi istemez.Birbirimize sevdiğimizi söylememizi ister bizden''
Hemen....Şimdi..
Sevgi ve Saygılar. 
internet kitapçınız kitapyurdu.com'dan binlerce kitaba ulaşabilirsiniz.
Etiket :kıssadan hisse
Adem07
20 Mayıs 2008
18:35
Yorumlar :0
 
 
 
 

Kıssadan hisse - Çatlak testi

Çin'de bir adam, her gün boynuna dayadığı kalın sopanın iki ucuna  asılı  testilerle dereden su taşırmış evine..

    Bu testilerden birinin yan kısmında çatlak varmış..  Diğeri ise hiç kusursuz ve çatlaksızmış ve her seferinde bu kusursuz testi adamın doldurduğu suyun tümünü taşır, ulaştırırmış eve.. Ama  her zaman boynunda taşıdığı testilerden çatlak olanı eve yarı dolu olarak varırmış.

    İki sene her gün bu şekilde geçmiş. Adam her iki testiyi suyla doldurmuş  ama evine vardığında sadece 1,5 testi su kalırmış... 

    Tabi ki kusursuz, çatlaksız testi vazifesini mükemmel yaptığı için çok gururlanıyormuş...  Fakat zavallı çatlağı olan kusurlu testi, çok utanıyormuş. Doldurulan suyun sadece yarısını eve ulaştırabildiği için de çok üzülüyormuş.. 

    İki yılın sonunda bir gün, görevini yapamadığını düşünen çatlak testi, ırmak kenarında adama şöyle demiş: "Kendimden utanıyorum. Şu yanımdaki çatlak nedeniyle, sular eve gidene kadar akıp gidiyor.." 

     Adam gülümseyerek dönmüş testiye; "Göremedin mi?

     Yolun senin tarafında olan kısmı çiçeklerle dolu. Fakat kusursuz testinin tarafında hiç yok. Çünkü ben başından beri senin kusurunu, çatlağını biliyordum.. Senin tarafına çiçek tohumları ektim. Ve her gün o yolda ben su taşırken, sen onları suladın.. 2 senedir o güzel çiçekleri toplayıp,masamı süslüyorum. Sen kusursuz  olsaydın, o çatlağın olmasaydı, evime böyle güzellik ve zarafet veremeyecektim" diye cevap  vermiş.. 

    Hikayeden alacağımız ders:Her birimizin kendine has kusurları vardır. Hepimiz birer çatlak testiyiz.. Fakat sahip olduğumuz bu kusurlar ve çatlaklardır.Hayatlarımızı  ilginç yapan, mükafatlandıran, renklendiren..Etrafınızdaki her  kişiyi,oldukları gibi kabullenin..     

    Dışlarındaki kusurları değil, içlerindeki güzellikleri görün.......

internet kitapçınız kitapyurdu.com'dan binlerce kitaba ulaşabilirsiniz.
Etiket :kıssadan hisse
Adem07
05 Mayıs 2008
14:09
Yorumlar :1
 
 
 
 

Kıssadan Hisse - Çikolata parası

 

Bülent, avucunu açmış kendisine doğru elini uzatan adama ters ters baktı. Elli yaşlarında gösteren adam, görmeye alıştığı hırpani kıyafetli dilencilere benzemiyordu. Üzerindeki giysiler eski fakat temizdi. Eli yüzü temiz ve sağlıklı görünüyordu. "Sapa sağlam adam gidip çalışacağına dileniyor, belki benden daha zengindir" diye düşündü. Zaten canı çok sıkkındı, bir de sinirlenmişti.

Alaycı bir ses tonuyla :
- Ekmek parası mı istiyorsun ? diye sordu.
- Hayır çikolata parası lazım!

Bülent'in kızgınlığı şaşkınlığa döndü. Espri yeteneği olan dilencinin hali de başka oluyor diye düşündü.
- Niye siz ekmek bulamayınca çikolata mı yiyorsunuz?
- Hayır. Ekmek bulamadığımız günler genellikle bulgur pilavı yeriz, onu da bulamadıysak aç yatarız. Bülent adamın ciddi mi konuştuğunu yoksa dalga mı geçtiğini anlayamamıştı.

- Bu gün karnınız doydu üstüne tatlı mı istedi canınız?
- Fakirin canı mı olur ki, tatlı istesin beyim.
- Bu bir kamera şakası mı yoksa sen iş bulamamış stendapçı mısın?
- Hiçbiri değil. Sadece fakirim. Bugün karımın doğum günü, ona çikolata götürmek istiyorum.
- Doğum gününde yaş pasta alınır bildiğim kadarıyla.
- O bizim için değil zenginler için. Otuz yıllık evliliğimiz boyunca ona bir kez bile yaş pasta alamadım. Ama her doğum gününde mutlaka çikolata götürdüm. Çikolatayı çok sever.
Adamın söyledikleri Bülent'in dikkatini çekmişti. O akşam karısıyla kavga etmiş, kapıyı çarpıp kendini sokağa atmıştı. Arabasına da binmemiş sahile kadar yürümüştü. Denizi seyretmek de onu rahatlatmamıştı. Oysa eskiden denizi seyrederken çok rahatlardı. Dalgalar sıkıntısını alıp götürürdü. Fakat karısının evde ağlıyor olduğunu bildiği için olsa gerek, hiçbir şey onu rahatlatmıyordu.

Dilenciyle konuşurken biraz kafası dağılmıştı. "Acaba söyledikleri gerçek mi, yoksa uyduruyor mu" diye düşündü.

- Cebinde bir çikolata alacak para yok mu şimdi?

Bülent'in sorusu üzerine adam ceplerini boşalttı, bir nüfus cüzdanından başka bir şey çıkmadı.
- Ben dilenci değilim. İşim yok. Günlük çalışırım, ne iş bulursam yaparım. Fakat bu gün bütün gün iş aradım, aksilik bu ya, hiçbir iş bulamadım.

Bülent oturduğu bankı işaret ederek yer gösterdi.
- Oturun biraz dertleşelim bari, dedi.
Adam çekingen çekingen oturdu yanına.
- Yok mu eşin dostun, borç alacak akraban?
- Fakirin akrabaları da fakir olur beyim. Bulurlarsa kendi karınlarını doyururlar.
- Dilenecek kadar çok mu seviyorsun karını ?
- Hem de çok seviyorum. Otuz yılımı aydınlattı o benim.
- Hımmmm. Aşk hem de otuz yıl süren aşk. Hayret doğrusu! Aşkın ömrü en fazla üç yıl diyorlar oysa. Sen otuz yıldan bahsediyorsun.
- Evet. Geçen yıllar sevgimi azaltmadığı gibi artırdı.
- Söyle o zaman nedir evlilikte mutluluğun sırrı? Söylediklerine bakılırsa sen mutluluğun formülünü bulmuş gibisin.
- Ben ilkokulu bile bitirmedim. Öyle formül falan bilmem.
- Formül dediysem kimya formülü sormuyorum canım. Ben de altı yıllık evliyim. Sevdiğim kadınla evlendim, fakat mutlu değilim. Sürekli kavga ediyoruz. Daha iki saat önce kapıyı çarptım çıktım. Evimiz, arabamız, işimiz, gücümüz, her şeyimiz var, ama mutlu değiliz. Senin hiçbir şeyin yok, ama mutlusun. Para mı acaba bizi mutsuz eden?
- Hiçbir şeyim yok mu? Hayır benim her şeyim var. Benim karım her şeyim. Sevgilim, eşim, arkadaşım, hayat yoldaşım. Hayatımı paylaştığım insandan daha değerli ve daha önemli ne olabilir ki dünyada? Sizin ev, araba, iş diye her şey dediğiniz şeylerdir aslında hiçbir şey olan.
- Öyle deme, şu kadar varlığın içinde bile karım her şeyden şikayet ediyor. Bir de fakir olsam kim bilir ne olur?
- Altın tasın, kan kusana faydası yoktur beyim. Sen kadın ruhunu hiç anlamamışsın. Hiçbir kadın iyi bir evde oturduğu, hergün çeşit çeşit yiyecekler yediği için mutlu olmaz. Bir kadın, kocasının her şeyi olduğunu bildiğinde ancak mutlu olur.
- Sizin mutluluğunuzun sırrı bu mu ?
- Olabilir. Ben karıma değerli şeyler alamıyorum ama ona benim için ne kadar değerli olduğunu hissettiriyorum. O da çok mutlu oluyor.
- Bir kadına değerli olduğunu nasıl hissettirilir?
- Küçük kızı severek.
- Küçük kız mı ? Hangi küçük kız ?
- Yaşı kaç olursa olsun her kadının içinde hiç büyümeyen bir küçük kız vardır. O kızı ne kadar çok sever, ne kadar çok mutu edersen, o kadını da o kadar mutlu edersin.
- Nasıl yani ?
- Küçük kız neleri sever, nelerden hoşlanır bir düşünün. Küçük kızlar hep beğenilmek, ilgi görmek isterler. Güzel olduklarını duymaya bayılırlar. Kendilerine prensesmiş gibi davranılmasını beklerler. Küçük kızlar hep prenses olmayı hayal ederler. Sürprizlerden hoşlanırlar. Biraz şımartılmak isterler. Sevilmek ve sevildiklerini hep duymak isterler. İltifata doymaz küçük kızlar. Öyle değil mi?
- Haklısın. Benim dört yaşımda bir kızım var. Adı Aylin. Her akşam boynuma sarılır "babacığım beni ne kadar seviyorsun?" diye sorar. Giysisini değiştirdiği zaman etrafımda "Baba güzel olmuş muyum?" diye sorar durur. Güzelsin demem de yetmez ona. " Harikasın prenses gibi olmuşsun" demeliyim. Dünyanın en güzel kızı demeliyim.
- İşte kadınlar bir ömür boyu bunu duymak isterler. Ben elli yaşındaki karıma böyle davranıyorum. Ömrümüz olur da :-):-):-):-)en, doksan yıl da yaşarsak ben ona böyle davranmaya devam edeceğim. Ona "bebeğim" diye hitap ediyorum çok hoşuna gidiyor. "Bebeğim bana bir çay yapar mısın?" dediğimde çay yapmak için nasıl koşturduğunu görmelisiniz.
- Hiç kavga etmez misiniz siz?
- Kavga evliliğin tadı tuzu. Arada biz de tartışırız. Küsüp barışmanın tadı ayrıdır. Benim karım bir keçi kadar inatçıdır. Onunla barışmak için uğraşmak ayrı bir keyif verir bana.
- Benim eşim çok ciddi kadındır. Hiç küçük kız havası yok onda.
- Küçük kızlar büyüdükleri zaman artık sevgi, ilgi istemeye utanırlar. En ciddi yada en yaşlı kadının bile o küçük kızı mutlaka vardır. Yeter ki sen o tatlı kızı sevindirmeyi, mutlu etmeyi bil. Ve o küçük kızı asla aldatma. Yoksa bir daha sana güvenmez ve ne yaparsan yap hep kuşkuyla bakar. Küçük kızlar hem çabuk mutlu olurlar hem de çabuk kırılırlar. Çok narindir onlar. Hoyrat elleri sevmezler. Yumuşak dokunuşları severler.
- Bu tavsiyeni deneyeceğim. Fakat her zaman yapabilir miyim bilmiyorum. Bazen işlerim çok yoğun oluyor o zaman eve çok yorgun gidiyorum.
- Bu sadece bir bahane. O küçük kızı mutlu etmek dünyanın en kolay işi. Çoğu zaman birkaç tatlı söz yeterli olur. Sen o küçük kızı mutlu ettiğinde karşılığını fazlasıyla alırsın. Artık o seni rahat ettirmek için elinden gelen gayreti gösterir. Karısı mutlu olmayan erkek mutlu olamaz. Mutlu olmak isteyen erkek önce hayat arkadaşını mutlu etmelidir. Düşünsene somurtkan, mutsuz, sürekli söylenen biriyle yolculuğa çıksan ne kadar mutlu olabilirsin.
- Haklısın da ben de bütün gün ailem için çalışıp yoruluyorum.
- Yine para, yine dış sebepler. Evet para önemli ve gerekli ama kadınlar para için erkekleri sevmezler. Para geçici mutluluklar verir. Kadınlar hediye almayı severler. Paran varsa hediye al tabi. Ama hediyeyle mutlu olmasını bekleme. Hediyenin yanına sevgini katmazsan hediyenin bir anlamı yoktur. Benim hiçbir zaman çok param olmadı. Günlük kazandım günlük yedik. Bazen aç kaldığımız günler oldu. Hiçbir zaman karımın kulaklarına altın küpe takamadım ama her zaman aşk sözleri fısıldadım. Hiçbir zaman boynuna pırlanta gerdanlık alamadım ama hep öpücüklerle sevdim boynunu. Hiçbir zaman ona ipek elbiseler giydiremedim ama kendi bedenimle ipek elbise gibi yumuşacık sardım bedenini ve mutlu ettim onu.

Adam ayağa kalktı.
- Bana müsaade, artık gitmeliyim, karım merak eder. Sen de git evine küçük kızın gönlünü al, belki o küçük kız şimdi evde ağlayıp duruyordur.
Bülent de ayağa kalktı. Kuvvetlice elini sıktı.
- Sizi tanıdığıma çok memnun oldum.
Elini bıraktı koluna girdi. Yolun karşısındaki pastaneyi gösterdi.
- Hadi gel eşin için şuradan çikolatalı pasta alalım, dedi.
Pastayı aldılar. Adam hayatında ilk defa karısına yaş pasta götürmenin mutluluğuyla, bin bir teşekkür ederek evinin yolunu tuttu. Bülent de pastanenin yanındaki manavdan karısının en sevdiği meyvelerden aldı.

Evine geldiğinde karısı şişmiş gözlerle mutfak masasında oturmuş su içiyordu. Bülent hiç konuşmadan meyveleri büyükçe bir tabağa döküp yıkadı., sonra eşinin önüne koydu.
- Bunlar dünyanın en şanslı meyveleri, dedi.

İnci hiç konuşmadı.
- Sorsana "niye" diye.

İnci kızgın kızgın:
- Niye? Diye sordu.
- Çünkü dünyanın en güzel ve en tatlı kadının midesine gidecek, dedi gayet ciddi bir ses tonuyla. İnci şaşırmıştı. Bir anda yüzünün ifadesi yumuşamıştı.
- Bunlar senin sevdiğin meyveler, senin için aldım.
- Hayret bir şey! Her zaman kendi sevdiğin meyveleri alırdın. Benim hangi meyveleri sevdiğimi iyi hatırlamışsın. Aslında bu beklediğim istediğim bir şeydi. "bak senin sevdiğin meyveleri aldım" Ama şimdi kıymeti yok. Çünkü sana çok kırgınım, meyve alarak gönlümü alamazsın.
- Özür dilerim seni kırdığım için.
Sonra Bülent yere diz çöktü.
- Cezam neyse razıyım. Ama bir tek şey istiyorum senden. Seni delice seven bu adamı senden mahrum etme.
- Bülent yere çömelmiş, boynu bükük bir vaziyette çok komik görünüyordu.

İnci kıkır kıkır gülmeye başladı.
- Affetmek o kadar kolay değil. Bakalım hangi cezalara katlanabileceksin, dedi.
Bülent işte o zaman ona muzip muzip bakan eşinin içinde sakladığı küçük kızı gördü.
Bundan sonra her şey daha farklı olacak diye düşündü.

internet kitapçınız kitapyurdu.com'dan binlerce kitaba ulaşabilirsiniz.
Etiket :kıssadan hisse
Adem07
01 Mayıs 2008
16:32
Yorumlar :0
 
 
 
 

Kılıbık mı? Kalbi ılık mı?

Iki arkadas cami avlusunda oturmus konusuyorlardi. Arkadaslardan birisiBu aksam arkadaslarla maç izlemeye gidecegiz, sen de gelir misin diye sordu.
Soruyu soranin durumuna bakilirsa arkadasinin sevinç içerisinde evet diyerek onaylamasini bekliyordu. Ama beklenen olmadi.
Arkadasinin yüzüne ciddi bir yüz ifadesiyle bakan genç,Hayir maça gelemem. Biliyorsun ben evlendim, artik gözü yolda olan ve sürekli evde bekleyen bir esim var. Bundan böyle hayatima daha dikkat etmeliyim. dedi. Bu ifadeyi duyan arkadasi önce hayretle bakti arkadasinin yüzüne, ardindan alayli bir tavirla ;Vay, vay, vay kilibik kardesim, yüregi sevgi dolu pek muhterem ev erkegi, bakiyorum da ilk haftada boyunun ölçüsünü almislar. Nedir bu evdekileri ihmal etmemeliyim, artik maça gelmeyecegim laflari diyerek yeni evli genç arkadasini ayipladi.
Yeni evli genç tam agzini açmis arkadasina bir cevap verecekti ki yan taraflarinda oturan nur yüzlü bir dedenin konusmasiyla basini o tarafa çevirdi. O zamana kadar olanlari göz ucuyla takip eden dede söze karisti.Gençler kusura bakmayin az önce konustuklariniza kulak misafiri oldum. Ve bu misafirlik beni yillar öncesine gülürdü. Simdi müsaadenizle size o gün basimdan geçen ve bugün sizin sayenizde hatirladigim olayi anlatmak istiyorum.diyerek basladi anlatmaya.
Yeni evlenmistim, mahalleden çok sevdigimiz arkadaslar bir program yapmis, birlikte eglenmek istemislerdi. Tabii beni de çagirmislardi. Durumu esime anlatarak gittim; ama aksam olmak üzereyken geri dönecegime dair söz verdim. Kalkmak üzere hareket edince durumu arkadaslarima izah etmeye çalistim ama hepsi birden anlasmislar gibi az önce arkadasinin sana maça gelmiyorum dedigin için söyledigi seyleri söylediler. Kimisi kilibik, kimisi korkak kimisi daha önce böyle degildin, evlendin böyle oldun tarzinda seyler söylediler. Anlayacaginiz zor durumdaydim. Ya eve gidip aksami esimle geçirmeyi tercih ederek korkak ve kilibik olacak, ya da arkadaslarimla kalarak onlarin baskisiyla güya kazak erkek oldugumu ispatlayacaktim. Her seyi göze alarak oradan ayrilmaya karar verdim. Yolda gelirken evimize çok yakin olan caminin hocasiyla karsilastim.
Durumu ona açmaya karar verdim. Söyledigi Sen kilibik degil, kalbi iliksin. ifadesi o kadar hosuma gitti ki, o günden bugüne ismim hep kalbi ilik olarak kaldi. Bu yüzden ben bunca hayatim boyunca evde asip kesen, sövüp döven, bagirip çagiran, kirip dökenlerle degil, kalbi iliklarla oturup kalkarim. Öylelerinin aslinda erkeklik dedikleri onlari pohpohlayan nefislerinden baskasi degil. Hz. Peygamber gerçek pehlivani bize bakin nasil anlatiyor:Gerçek pehlivan öfkelendigi zaman nefsine hakim olabilen kimsedir. (Müslim, Birr, 106)
Sonra beni bir kenara çekerek konu ile ilgili Hz. Peygamberin söyledigi birkaç hadisi de ekleyerek su kalbi iligi evde bekleyen esinin yanina gönderdi.
Biz bazen yabanciya bir melek gibi davranir, yüzüne güleriz de eve geldigimizde bizden sevgi bekleyen ev halkina karsi ifrit kesiliriz. Yabanci insan ne yapsin senin güzel ahlakini. Evet, elbette ki ona da güzel davranilmali; ama, güzel davranis, yani güzel ahlak ilk basta hayati birlikte yasadiklarimiza lazim degil mi?
Bir baska yerde de yine en hayirlidan bahseden Allah (c.c.) Resulü usvetül hasene olarak kendisini de örnek göstererek bize olmamiz gereken hali anlatiyor.
Hz. Aise anlatiyor: Hz. Peygamber (sas) buyurdular ki: Sizin en hayirliniz, ailesine karsi hayirli olandir. Ben aileme karsi hepinizden daha hayirliyim... O gün bana korkak diyen ve kilibik olmakla elestiren arkadaslarimin birçogu ya esinden ayrildi ya da zehir zemberek bir aile hayatlari oldu. Oysa Allah Resulünün sözlerini hayatima düstur edindigim için evim çoluk çocuklarin oynastigi bir cennet kösesine döndü. Varsin bana korkak desinler. Ben Rabbimin ne dedigine kulak verir, her zaman kalbi iliklardan olmayi tercih ederim. Hakkinizi helal edin.
Dedenin bu anlattiklarindan sonra kendisini maça davet eden arkadasinin yüzüne anlamli anlamli bakan genç Sen istersen bana kilibik demeye devam et. Ben maça gelmeyerek evde dört gözle beni bekleyen esimin yanina giderek Kalbi iliklardan olmaya kararliyim. diyerek ayrildi. Dede, gencin arkasindan gülerek bakiyordu.

internet kitapçınız kitapyurdu.com'dan binlerce kitaba ulaşabilirsiniz.
Etiket :kıssadan hisse
Adem07
01 Mayıs 2008
16:25
Yorumlar :0
 
 
 
 
 
Hit Kazan



Panora-Hit-Al MyHiT.Gen.TR Toplist Kişisel web sitesi webzirve.comZirve100 Site istatistikleri
Zirve100
Zirve1 en iyi Türk Siteleri
Zirve1 en iyi Türk Siteleri
Aşk şiirleri